
Bana değil suya anlat dedi
O herşeyi bilir
Sadece o yıkar geçmişi
Şahitlik ederim anlattıklarına
Ama bana değil mutlak suya anlat
Her rüya sonunda nefesini üfleyerek.
I.Nefes
Göğüne değmesem haberi olmazdı
Kendine gelenden, usulca gidenden
İnadına soğuktu bütün iklimler
Her pusulada yazlar aranır,
Baharlar yolu müjdelerdi.
Bu kez yılkı zamanı
Her kader kendini tanıyacak
Taşımaz ince bedenler ayazı
Şimal dön der “burası değil
Bana kalsa geri dön,
Henüz vakitliyken.”
Bir güney düşü, ıssız desem değil
Tedirgin uykudan uyanamama hali belki
Bir noktadan açılan onlarca yol
Ve doğrusu meçhul
Öğrenmişler kendilerine çağırır
Gerçek hiç yaşanmayandır belki de
Nidasız bir ses, kayıp desem değil.
Dönülür elbet gidilen yollardan
Yılkı denilen bir mevsim
Bir ağaç buldum kurumuş dalları
Göğünü yararken grilikte
Karlara gebe bir gece yarısı.
Çaputlarda ebemkuşağı dilekler
İki rengi adağıma seçtim
Turuncu: Sağ bileğime bağladığım
Düşüm,
Varılmamış atlasa diğeri
Ve eflatun: Bir ucu bileğimde…
Diğer ucu kuru dalına astığım.
Bir cevap.
Uçurumun başında
Kendini astığı dilek ağacı gölgesinde
Suretin sulhünü bekler gibi
Dinginleşmeye hasret,
Toprağa yüz sürer gibi.
Suya üflediklerimin ilkidir.
Su anlar her dilden
Şeklini alır, sarmalar
Suya anlattığın sırrındır
Kuyu eder kendine, anlar ve yıkar
İlk sır mühürdür, üfledin ve kilitledin.
Hazır olduğunda ikinci nefes,
Ve tekrar şahitlik ederim.
II. Nefes
Zahirde kalmadı söz
Rivayet ki:
Yıldızlar batında doğar
Mana sinede büyür
Ve sır “mim” dir.
Kadim bir zikir gibi
Dilden dile iz gibi.
Bir rüya kavmi
Bir vaha ve bir kuyu
Asr-ı erenler zamanı
Sabrının sırrına erenler
Kendi cennetlerinde.
Ve hüşu: Evren ahengi.
Bir rüyanın
Hiç bitmemesini dileyerek
Dönerek zamanın içinde
Kendi küresinde
Ashabın gölgesinden
Zerrenin bilincine
Karışarak sarmalın ucunda
Diğer taraftan atılan
Kovulmuş bir soy olur.
“Ayn” sabrı görür
“Sin” aşikar edemez
Şimdilerde hicran ve ah
Gözyaşlarıyla yıkanmış
Eyvah.
Bir rüyanın en güzel yerinde
Hiç bitmemesini dilerken
Uyanır gerçek,
Karışır zaman.

Şahidime ve suya
Sabah hayrına
Bir kez daha…
Yeni bir güne uyanacağımıza
Eminsin değil mi?
Güzel şeylerin beklediğine?
Bildiğim tek zaman şimdi
Elimden bi’şey gelmiyor.
III. Nefes
Kayıp gitme artık düşlerimden.
Uzaklaşan her bir görüntüyü
Kavşaklarda izliyorum.
Her dönemeçte koşuyorum,
Yok, kayboluyorsun…
Kum fırtınası günler
Uçuşup kayboluyor ard arda
Ve solgun, sarı.
Beni yetim bırakıyorsun
Bir hevesin elinde piç oluyorum.
Şehirlerin köprülerinden geçiyorum
Hepsi tanıdık
Bir rüya seyyahıyım,
Derken kirpiklerini eğiyor ince bir acı
Bildikçe sızım oluyorsun.
Aklımın odalarına tüneller kazıyorum
Kolaçan ediyorum dört bir yanı
Kirli ve utangaç oluyorum.
Issız bir şehrin insafına kaldım
Bilmiyorsun.
Kuru ve çatlak her köşe
Gündüz değil azap gibi bir kış
Ayazı içimde buza kesiyor
Ve aynı kavşakta izlerini buluyorum.
Gene mi gidiyorsun?
Sözcüksüz tanımlamalar zinciri
İzahı yok işte
Aynı köşede bildiğim kavşakta
Kaybolmadan az evvel
Beni kurşuna diziyorsun
Celladıma hiç kinim yok
Çok önce bağışladım diyorum
Ellerinin insafına kalıyorum.
Sustuğum acılar konuşuyor şimdilerde
Bilmediğim bir dil oluyor
Beyhude bir çevirme telaşı
Belki de öldüm çoktan
Avuçlarımdaki soğuk toprak
Delilidir, belki.
Koyup gittiğin her köşe başında
Her şehre, köprüye kırılıyorum
Bir şehir çocukluğum oluyor
Büyümeye kalıyorum.
Geçmişi kundaklıyorum
Eşgalleri yakıyorum
Hafızamda bir bir.
Şimdilerde kaldım ya burada
İçimde geç kalmış bir mezarcı telaşı
Kıstırıldım diyorum
Dört yanım duvar
Döndükçe kanıyorum.
Bir kavşakta izlerini arıyorum
Dikiş tutmuyor tenim.
Beni öylece bırakıyorsun ya
Dönemeçlerin bir yerinde
Kayboluyorsun ya, kendimden düşüyorum ya,
Dönüşüyorum ya bilmediğim herşeye karışırken
Anladım.
İzi kalır herşeyin
Bi’kaç geçmiş, yerine oturmayan söküklerin
Kayan her yıldızın boşluğu ordadır
Bazen bir rüya sebebi olur
Ne diyeyim, herşey yolundadır belki de.
Böyle iyidir…
3
2
1
Tekrar ve tekrar
Bildik dönemeç
Bu sefer kapalı gözlerim
Ben görmeden…
Öylece git
Usulca.
Üç nefes, üç rüya
Her sır suya
Mührü; zamanın elinde
Zaman “tek” sırrı aşikar…
Üç rüya…